
Yazmak güzel şeymiş… Canınız ne isterse yazın, o bu şu ne der diye düşünmeden.. Zaten toplum baskısı hep üstümüzde. İki dinleyip bir söylemezsen başın dertten kurtulmuyor… ‘Aman şu dediğimle saygısızlık etmiyorumdur inşallah’ diye düşünenler ya da ‘şunu desem gider hemen yetiştirir mi’ diye susmayı tercih edenler, başkaları ne der diye yaşamaktan bıkanlar,kalemin ağırlığında ezilmeden yazın özgürce… biz yazar değiliz sonuçta ve para kaygımız yok yazdıklarımız için, bence içinizden nasıl geliyorsa öyle davranın… ne benim dediğimi yapın; ne de bir başkasınınkini… siz en iyisi yazın…
Saklı kalmış duygular, gizli sevdalar, amirin baskısı, eşinin dırdırı, hiç olamadığın ya da olduklarını sergilediğin, en sevdiğin yemeğin, ürettiğin elişlerin, etrafından duyamadığın övgüler, belki duymaya cesaret edemediğin yergiler…hiç sahip olmadığın günlüğün, ya da sahip olsan da biri okumasın diye köşe bucak sakladığın defterin… hepsini yazın… bırakın bilsinler… yazın ve rahatlayın… Tıpkı terapi gibi…